Advert
Advert

"Suskunluğu politika haline getirmişler!"

Şanlıurfa'da yaşanan sorunlara yönelik yöneticilerin ve siyasilerin sessiz kalmasını eleştiren Saadet Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Mustafa Niyazi Yanmaz, suskunluğu politika haline getirdiklerini belirtti. Yanmaz, "Seçimden önce kahramanlık yapanlardan şimdi ses çıkmıyor." dedi.

Bu içerik 160 kez okundu.
Advert

Şanlıurfa'da başta sağlık olmak üzere işsizlik, tarım, kentleşme, eğitim gibi sorunlara kalıcı çözümler bir türlü getirilmezken, bu sorunlar her geçen gün tepkileri üzerine çekmeye devam ediyor. Saadet Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Mustafa Niyazi Yanmaz da gazetemize verdiği röportajda bu sorunları dile getirdi. Şanlıurfalı siyasetçileri ve yöneticileri bu sorunlara karşı sessiz kalmakla suçlayan Yanmaz, sessizliğin artık politika haline getirildiğini vurguladı.
Şanlıurfa'da işsizliğin had safhada olduğu, tarımda eski verimin olmadığı, hastanelerde yoğunluk nedeniyle sağlıksız bir ortamın oluşturulduğunu söyleyen Mustafa Niyazi Yanmaz, GAP'ın amacına ulaşmadığını, halen Şanlıurfalıların başka illere tarım işçisi olarak çalışmaya gittiklerini vurguladı. Saadet Partisi İl Başkanı Yanmaz ile gerçekleştirdiğimiz röportajın tamamı...
 
 
Şanlıurfa'da yaşanan sorunlar hangi durumlardan kaynaklanıyor; siz muhalefet partisi olarak bu sorunları düzenlediğiniz toplantılarda gündeme getiriyor musunuz?
Şanlıurfa belediyeleri, 15 yıldır ülkeyi yöneten Ak Parti'nin elinde.  Ancak artık kendi ifadeleriyle metal yorgunluk yaşıyorlar. Bu konular pek bizi ilgilendirmez ama bununla ilgili zaten dedikodular, çekememezlik gibi durumlar kulağımıza geliyor. Şanlıurfa’da gördüğüm kadarıyla diğer partilerden ses çıkmayınca, zaman zaman pasif kalınca, iktidar partisi çok rahat ediyor. Dost acı söyler. Her şeye tozpembe bir tablo çizerek yalakalık etmemek gerek. Fakat siz aksi bir şey söylediğinizde sizi çekememezlikle veya ahengi bozmakla itham ediyorlar. Bu asla doğru değil, muhalefet demokrasilerde vardır. Diktatörlüklerde muhalefet olmaz. Herkes emre biat eder, ona uyar, itaat eder böyle bir kültür vardır. Bu süreç içerisinde Saadet Partisi olarak şehrimizin, ülkemizin, insanlarımızın ne sorunu varsa olabildiğince sosyal medyadan duyurmaya çalışıyoruz. Onun dışında zaman zaman TV programları yaparak, gazetelerimizde, internet sitelerimizde kendi kendimizi ifade etmeye çalışıyoruz.

 

Şanlıurfa GAP'ın başkenti olarak biliniyor. Sizce GAP amacına ulaştı mı?
Şanlıurfa'da çok büyük arzularla içtihatla GAP yapıldı ki, Türkiye’nin tahıl ambarı olabilecek bir ildir. Harran Ovası, Suruç Ovası, Viranşehir Ovası, yani bunlar hep tahılla, buğdayla, pamukla, Türkiye’nin ve dünyanın ihtiyacı olan meyvesiyle, sebzesiyle Ortadoğu'ya ihracat yapacaktık. Buna ek olarak yanı başımızdaki illerde hava alanları yapılırken, Şanlıurfa’da hava limanı yapıldı. Kargo uçakları inip kalkacaktı, biz buradan sebzeyi meyveyi taze bir şekilde Avrupa ülkelerine taşıyacaktık. Bundan 40 yıl öncesinde Şanlıurfa’dan tarım işçisi ırgat olarak başka illere giderken, artık gitmeyecekti. Fakat şimdi yine tarım işçisi gidiyor. Yine çiftçi perişan, Şanlıurfa’da yine işsizlik var.
 
İşsizlikte ne durumdayız?
Bazen İŞKUR vasıtasıyla bin işçi alınacağı söyleniyor. Torpille bilmem neyle bununla birlikte bir de bakıyorsunuz ki, 40 bin kişilik stadyum dolup taşıyor. İşsizlik had safhada. Dolayısıyla Şanlıurfa ister istemez, problemlerin çok olduğu bir il konumuna gelmiş durumda. Şimdi belediyede de keyfi bir idare var. Yani Kol kırılır, yen içinde kalır. Ben bakıyorum ki Ak Partili yetkililer, belediye ve milletvekilleri suskunluğu, susmayı cevap vermemeyi, sukut etmeyi kendi kendilerine bir politika edinmişler. Yani duvardan ses geliyor, kendilerinden ses çıkmıyor. Bunlar seçim zamanı meydanlarda kahraman kesiliyorlar. Memleketin bekası diyorlar. Her türlü aşağı seviyede siyaseti yapıyorlar. Fakat seçim bitince koltuklarına kurulunca çıtları dahi çıkmıyor. Siz ne söylerseniz söyleyin, duvardan ses geliyor kendilerinden ses gelmiyor. Bunu bir politika sanıyorlar. Makul mutedil akla yatkın cevaplar verilir. Bizler kamuoyuna de deriz ki arkadaşlar bunu yapıyor, şunu yapıyor netice böyle oldu. Şimdi belediyelerde neler dönüyor bilemiyoruz.

 

Bazı belediyelerin çok fazla borcunun olduğu söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Geçmişteki belediye başkanları da Ak Parti'dendi. Şimdi eğer o başka bir partiden geçmiş olsaydı, şimdiki belediye başkanları kıyameti koparmışlardı. Yani bu kadar borç devraldık, enkaz devraldık, filan demişlerdi. Şimdi ise bunlar mı yanlış yaptı; yenisi mi yanlış yaptı? Bazen borçlarda da mutabık kalınmıyor. O yüzden Şanlıurfa, sorunların yığınla biriktiği bir şehirdir. Biz de bunu iyilikle, güzellikle tatlı bir dille kamuoyuna açıklıyoruz. AK Partili kardeşlerime tabi ki mütekabiliyet esasına göre il başkanı, milletvekili, belediye başkanı kim olursa, gelin Şanlıurfa’nın meselelerini kamuoyu önünde, televizyonda internet ortamında bütün basının olduğu bir şekilde tartışalım. Bu bir meydan okuma falan değil. Yani ben sizi yenerim, ya da sırtınızı yere getiririm falan gibi yenmek ya da yenilmek hadisesi, mağlup olma ya da galip gelme hadisesi değil. Tamamen konular Şanlıurfalılar tarafından Şanlıurfa kamuoyu tarafından iyice öğrenilir ve kimin iyi yapıp yapamadığı veya kendilerine bu da bir hız verir bir ivme kazandırır. Belki ileride daha güzelini yaparlar diye düşündük.
 
Şanlıurfa’da belediyecilik yani şehircilik çok zor durumda; tam bir keşmekeş var. Şanlıurfa maalesef, İstanbul’dan daha fazla şu anda Suriyeli istihdam ediyor. Anadolu'da bir şehre siz bu kadar yük yükleyemezsiniz. Yani bunların adaptasyonu çok uzun zaman alır. Bu bir anda olmaz. İster istemez doku uyuşmazlıkları olur, yine ister istemez şehirde keşmekeşlik olur. Büyükşehir yaşanmaz hale geliyor, kiralar yükseliyor, ev fiyatları başka bir hal alıyor. Bunların bir an evvel çözümlenmesi lazım. Bunların çözümlenmesi için de siyasilerin ve mevcut iktidarın ve muhalefet partilerinin güzellikle tatlılıkla bu konuların kamuoyu gündemine taşıyıp, konuşup tartışmaları gerektiğini düşünüyorum. 
 
Geçtiğimiz yıl Eyyübiye Belediyesi'nin hizmet binasının kısa zamanda açılışı yapılacağı söylemlerinin aksine hasta yakınları için yapılan misafirhanenin hizmet binasına dönüştürülmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu durum sadece Eyyibiye Belediyesi'nde değil diğer belediyelerde de yaşandı. Zaman zaman böyle popülizm yapıyorlar, tribüne oynuyorlar. Eyyübiye Belediyesi geçen dönemde araç kiralamış, kiraladığı şirketin ödemesini yapmayınca araç kiralama şirketi araçlarını geri çekmiş. Şimdi belediye başkanı kendi özel aracını makam aracı yapmak durumunda kalmış. Fakat bu durum kamuoyuna çok amiyane bir tabir ile yansıtıldı. Belediye Başkanı o kadar tasarruf sahibi ki, kendi makam arabasına binmiyor, kendi özel aracını makam arabası yaptı diye popülizm yapıyorlar. Yani hal böyle değil, tamamen belediye iflas etmiş, belediyede hiçbir şey kalmamış. Borçlarını ödeyememiş şimdi ise duyumlarımıza göre Eyyübiye Belediyesi, Haliliye Belediyesi'nden borç para alıyor ki, personelinin parasını ödeyebilsin. Geçen dönemde Eyyübiye Belediyesi'ne sattıklarıyla, iller bankasından gelen hissesiyle hazine arazileri ve birtakım şeyler ile 1 buçuk katrilyon girişi olmuş. Eyyübiye Belediyesi'nin bir dikili ağacı yok, bir binası yok. Şimdi Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı 800 Yataklı Hastanenin misafirhanesini kendi kendilerine belediye hizmet binası yapmışlar. Yani yine devletin binasını hizmet binasına çevirmişler. Bu aslında bir yerlere kira vermemek açısından yani tasarruf açısından iyi. Fakat zaten belediyenin yapabileceği hiçbir şey kalmamış. O bina da kendi binası değil, devletin binası. Madem yapılacaktı, neden bir yıl önce yapılmadı. Yani gönül arzu eder ki, belediye hizmet binasının çoktan yapılmış olması gerekirdi. O da Sağlık Bakanlığı'na bağlı bir misafirhaneye yerleşmiş. Ama siz bakıyorsunuz o misafirhaneyi yaparken, Sağlık Bakanlığı'na bağlı 800 yataklı hastanenin yanında yapılan bu bina refakatçiler için yapılmış. Dönüp bakıyorsunuz refakatçiler bir yerlerde dışarıda, çadırlarda, kilimlerin üzerinde halının üzerinde kuru yerde hastalarını bekliyorlar. Hastalarına refakat ediyorlar. Böyle bir durum yaşanıyor. Fakat Eyyübiye Belediyesi, Sağlık Bakanlığı'nın misafirhanesine sığıntı olarak gitmiş. Kira ödenmemesi açısından doğru tercih, fakat ifade ettiğim gibi gönül arzu eder ki, kendi binaları olmuş olsun ve bir an evvel binalarına taşınsınlar.

 

Tarım kenti konumunda olan Şanlıurfa'da tarım sorunları yöneticiler tarafından yeterince dile getiriliyor mu?
Şanlıurfa bir tarım memleketidir. Şanlıurfa Türkiye pamuğunun yüzde 45’ini karşılıyor. Türkiye 2 milyon 250 bin ton pamuk üretiyor. Bunun 1 milyon tonunu Şanlıurfa üretiyor. Şimdi bundan 20 yıl önce 100 dönüm arazisi olan bir insan, rahatlıkla pamuğunu ekiyordu, kaldırıyordu, geçimini çok rahat temin ediyordu. Ve hatta para bile arttırıyordu. Şimdi emin olun bin dönümü olan bir çiftçinin eline o para geçmiyor. Çiftçilerin hepsi boğazına kadar ya ilaç borcuna girmiş, ya mazot borcuna girmiş, ya gübre borcuna girmiş veyahut tohum borcuna girmiş. Çiftçiler çok zor durumda. Tarım memleketi çok zor durumda. Şimdi Harran Ovası'nda Ak Parti yüzde 97 oy almış. Yani o milletvekilleri kahraman olan seçimden önce her türlü aşiret bağıyla feodal yapıyla insanları kandırarak yüz göz öperek kirve diyerek insanları kandırıp oylarını alıyorlar, ondan sonra da onların dertleriyle hemdert olmuyorlar. Bakın Şanlıurfa’nın gündeminde, aşağı yukarı 1 buçuk 2 aydan beri pamuk fiyatları konuşuluyor. Hiçbir milletvekilinden tık diye bir ses yok. Piyasada yoklar. Belediye Başkanı zaten yok. İl Başkanı hak getire. Şimdi, bu şehrin sahibi kim? Ben bir anlam veremiyorum. Şimdi biz sosyal medyadan bazen Şanlıurfa’nın meselelerini dile getiriyoruz. İdare edenler sessiz kalıyor diyoruz. Biz kınacının kınamasından çekinmiyoruz. Biz doğru bildiğimizi söylüyoruz ve her zaman da söyleyeceğiz. Fakat gönül arzu eder ki, o koltuklarda oturanlar milletin vergisiyle fakir fukaranın, yetimin hakkını alarak orada maaş alan milletvekilleri layıkıyla mesleklerini yapsınlar, işlerini yapsınlar. Şanlıurfa’ya hizmet etsinler. Ama ben hiç birinden özellikle bu pamuk konusunda bir ses duymadım. Bunlar ancak gitsinler kebap yesinler, kavurma yesinler, kuzu yesinler üzerine de mırra içsinler, yan gelip yatsınlar. Ankara’ya da gidince telefonlarını kapatsınlar. Böyle milletvekilliği ile bu şehir nereye gider? Hiçbir yere gidemez. Şimdi tabi biz Şanlıurfa kamuoyuna bunu anlatmaya çalışıyoruz.
 
Şanlıurfa Belediyeleri bu sorunların neresinde?
Eskiden Sayıştay vardı. belediyeleri Sayıştay denetlerdi, İçişleri Bakanlığı'ndan müfettişler gelirdi, hesaplar denetlenirdi. Şimdi Sayıştay’ı devre dışı bıraktılar. Kendilerini özel şirketlere denetlettiriyorlar. Özel şirketler de her şeyi halı altına süpürüyor. Halı altına süpürmek ne zamana kadar sürecek? Örneğin Şanlıurfa’da Büyükşehir Belediyesi ve belediyenin iştiyakları olan BELSAN, ŞUSKİ gibi yerlerin yönetim kurullarına eleman atandı. Bakacak olursanız hepsi geçmişte Ak Parti yönetim kurulunda görev yapmış insanlardan oluşuyor. Bu kişilerin hepsi baş tacımız. Fakat ne yazık ki hiçbirisinin hiçbir vasfı hiçbir fikri ve hiçbirinin liyakati olmadan sırf en büyük özellikleri Ak Partili olmak. Yani Ak Partili oldukları için bu görevlere getiriliyorlar. Liyakatli insanı getirmezsen, hatıra binaen insan getirip o kişilere birçok hak ve maaş öderken, bu memleketin parasını çarçur etmekten öteye gitmez. Yani bu durum şehrin imkânlarını kendi yandaşlarına kendi partidaşlarına peşkeş çekmektir. Bununla hiçbir yere gidilmez.

 

Turizm çalışmalarında sizce Şanlıurfa'nın potansiyeli nasıldır?
Turizm konusunda da aynı durum mevcut. Örneğin Göbeklitepe bizde, Halfeti bizde, Harran harabeleri, Balıklıgöl, Şuayip şehri bizde. Ama bakıyorsunuz adam uçakla Gaziantep'e geliyor, orada yatıyor. Sabah kalkıp geliyorlar akşama kadar Şanlıurfa’yı geziyorlar. Akşam da Gaziantep’e geri dönüyorlar. Yani konaklama, yeme içme her türlü aktivite Antep’te. Geçtiğimiz gün Gaziantep’te festival yapıldı. Gastronomlar ve gurmeler geldi. Gaziantep adeta kaynadı ve şaha kalktı. O gün Gaziantepliler festival yürüyüşü yaparken, turizm konusunda Gaziantep dolup taşarken, bizimkiler burada teröre lanet yürüyüşü gerçekleştirdiler. Bu konu bizleri hayrete düşürüyor. Bir insan kendi parmaklarıyla gözlerini ancak bu şekilde oyar. Teröre lanet yürüyüşü yaptığın zaman, elbette ki terörü kim ister? Fakat sen teröre lanet mitingi yaptığın zaman insanlara şu mesajı veriyorsun Şanlıurfa’da terör var, biz de lanet ediyoruz. Yanı başımızda Gaziantep’te terör daha fazla oldu. Fakat Gaziantep’in böyle bir derdi yok. Gaziantep pozitif yükleniyor. Fakat biz maalesef negatif yüklenerek insanların kafasını daha çok karıştırıyoruz. Sen bunu söylersen, sana dönüp diyecekleri ilk şey sen bu ülkenin düşmanı mısın? Vatan haini misin? Terörü sen destekliyor musun? Terörü kim destekler? Fakat her şeyin zamanlamasını çok iyi yapmak lazım. Sen kamuoyunda nasıl bir izlenim veriyorsun; nasıl bir iz bırakıyorsun? Bunları çok iyi bilmek lazım. Şimdi yanı başımızda Halfeti'de Fırat suyu kirleniyor. Çöpler, lağımlar yani orada bir düzen getirilmedi belediye tarafından. Bunlar tabi ki kamuoyuna taşınması söylenmesi ve bizim temennimiz de yöneten arkadaşların bu işleri düzeltmesi. Biz başka bir şey istemiyoruz. Yani güzel çağdaş bir şehirde herkesin memnun olduğu mutlu olduğu bir şehirde yaşamak. Biz hepimiz kardeşler topluluğuyuz. Bu şehirde birbirimizin taziyesine, düğününe, nişanına gidiyoruz. Hepimiz aynı şehrin çocuklarıyız. Kimseye karşı kin beslemek gibi bir lüksümüz olamaz. Ama şehre hizmet edilmezse menfi gördüğümüz şeyleri söylemek de bizim boynumuzun borcu, vazifemiz. Bunu da her fırsatta söyleriz.

 

Şanlıurfa'da yıllardır süregelen sağlık sorunları nelerdir ve bu sorunlar nasıl çözüme kavuşturulmalı?
Şanlıurfa çok hızlı büyüyen bir şehir. Geçtiğimiz aylarda istatistiki bilgiler yayınlandı. Örneğin Şanlıurfa’daki doğum oranı Yunanistan’dan daha fazla olduğu konusunda. Düşünün 15-20 milyonluk bir ülkeden daha fazla doğum oranına sahip bir ilden bahsediyoruz. Tabi siz sağlık alanına hem doğum açısından hem hijyen açısından hem yaşam standartları açısından imkanlar sağlamanız lazım. Ben mesleki olarak bir eczacıyım. Geçtiğimiz günlerde sorduğum bir doktor günlük 250 hastaya poliklinik hizmeti verdiğini belirtti. Düşünebiliyor musunuz, günlük ortalama 250 hastaya bakıyor bu doktor. Sabah saatlerinden akşam saatlerine kadar yaptığı mesai belli. O süre içerisinde dakika başına bir hasta düşüyor. Bu doktor nasıl bunun üstesinden gelecek? Dolayısıyla çok sağlıksız. Şanlıurfa, yaşanabilir bir şehir olmaktan çıktığı için insanlar kaçmaya çalışıyor. Hem üniversite tıp fakültesinde hem de diğer hastanelerde yığılmalar var. Yani diyorlar ki, randevu sistemi ile çalışılıyor, bütün bunlara rağmen kuyruklar var ve izdihamlar oluşuyor. Şanlıurfa’da sağlık tam bir keşmekeş.



Şehir hastaneleri yapılıyor, Şanlıurfa'da şehir hastanesinin temeli 3-5 kez atıldı. Hatta bir milletvekili hastanenin yapılacağı alana giderek çok alaycı bir şekilde bu alan dahiliye, bu alan kadın doğum, burası çocuk bölümü gibi bir yaklaşım sergileyerek boş arazide şehir hastanesi ile ilgili dalgasını geçerek anlatımlar yaptı. İşin garip yanı ise şehir hastanesinin temeli 3-5 kez atıldı. Cumhurbaşkanı geldi attı, eski dönemde başbakan geldi attı, yani kısacası biz çok trajikomik bir durumdayız. Sanki bir tiyatro oynanıyor insanları aldatıyorlar. Şanlıurfa yaşanabilir bir şehir olmaktan çıkıyor.
Sağlık alanında, eğitim alanında, emniyet alanında, ahlak alanında, çağdaş şehircilik alanında, belediyecilik alanında Şanlıurfa maalesef yaşanabilir bir şehir olmaktan çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde yoğun bakım ünitesi kısıtlı olduğundan dolayı Şanlıurfa'dan Elazığ'a götürülen hasta yolda hayatını kaybetti. Bu Şanlıurfa için çok üzücü ve çok ayıp bir tablo. Yani biz bu durumlardan bir an evvel çıkılması için bu şehrin çocukları olarak muhalefetiyle iktidarıyla el ele verip sorunları bir an evvel çözmemiz lazım. Biz de bunun için iktidara zeytin dalı uzatıyoruz ama ne yazık ki onlar bizlere ne ellerini uzatıyorlar, ne de zeytin dalını alıyorlar. Siz gül uzatıyorsunuz onlar diken zannediyor, siz zeytin dalı uzatıyorsunuz onlar zakkum ağacı zannediyorlar. Acayip bir görme bozukluğu var. Rabim halimizi iyi etsin.
 
Şanlıurfaspor'un kötü gidişatı devam ediyor. Kulübün bu hale gelmesinin nedenleri sizce nelerdir?
Kemal Saraçoğlu'nun başkanlığı döneminde Şanlıurfaspor şampiyon olunca, siyasi rant elde edebilir düşüncesiyle dönemin Valisi Celalettin Güvenç ve dönemin Bakanı Faruk Çelik, hazıra konarak bu insanların başarısını kendilerinin başarısıymış gibi göstermeye çalıştılar. Yani Şanlıurfaspor’u rahatlıkla yönetebileceklerini, Dönemin Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba da buna dahil oldu. Şanlıurfaspor'u kendi şehir çocuklarımızın ellerinden aldılar. O günden sonra Şanlıurfaspor bir türlü belini doğrultamadı. Gelinen noktada Şanlıurfaspor’u çok kötü bir tablo izliyor. Şimdi benim dikkatimi çeken örneğin Malatyaspor, Gazişehir, Elazığspor, Diyarbakırspor hatta Siirtspor bile Süper Lige çıktı. Türkiye’nin 8. büyük şehri olan Şanlıurfa;'nın temsilcisi Şanlıurfaspor şu anda en alt liglerden birisinde oynuyor ve perişan bir durumda. Boğazına kadar borçlu bir durumda. Seçimden önce mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı taraftarlara kendi kendine tezahürat yaptırdı, slogan attırdı. Atkı taktı, bu işi çözerim diye. Seçimden sonra da herkesten daha fazla yabancı oldu. Hiç mi hiç o işlere girmiyor. Şanlıurfaspor’un düştüğü hal, Şanlıurfa’mız açısından çok kötü bir durum. Bizim el birliği ile başta yöneticilerimiz, Belediye Başkanı, Valimiz ve esnaflarımız iş adamlarımız ile birlikte el ele vererek Şanlıurfaspor’un meselelerini çözerek bir an önce hak ettiği yere getirmemiz lazım. Bu bizim boyun borcumuz. Bizim Şanlıurfalı hemşerilerimizden tek ricamız ön yargılarını kırarak bizleri bir dinlesinler. Bizler ne yapmak istiyoruz, şehrimiz için bu konuda görüşlerimizi alsınlar. Başka Şanlıurfa ve başka Türkiye yok. Bizler ülkemizin ve şehrimizin menfaatleri için siyaset yapıyoruz.

Röportaj: Murat Doğan / Urfa Değişim

Suskunluğu politika haline getirmişler!
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mehmet karakeçili;
Mehmet karakeçili; "Ülkemiz bu zorlu süreçten anlının akıyla çıkacak!"
BAŞKAN BEYAZGÜL, GÜZELOĞLU'NU AĞIRLADI
BAŞKAN BEYAZGÜL, GÜZELOĞLU'NU AĞIRLADI