Şanlıurfa da Sipahi Çarşısı'nda 600 yıllık gelenek sürüyor

El emeği, göz nuru halılar tarihi Sipahi Pazarı’nda açık artırma ve kefil şartıyla satılıyor. Tarihi handa 600 yıllık Ahi Evren geleneği sürdürülüyor. Ancak pandemi nedeniyle çarşı esnafı haftalardır iş yapamadığını söyledi.

2765 kez okundu.
Şanlıurfa da Sipahi Çarşısı'nda 600 yıllık gelenek sürüyor

Osmanlı imparatorluğu döneminde kurulan Ahi Evren geleneği Sipahi çarşısında sürdürülüyor. 1566 yılında Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılan çarşı dokuma ürünlerinden el işi halı, el işi kilim, hakiki deri yelek, şark köşesi, Bâtıniye, seccadeler, gibi birçok ürünler uygun fiyata satılıyor. Bu pazarın en önemli özelliği ise birçok medeniyetin işçiliğine ait olan ürünlerin bir arada bulunması, Ermeni el işi, İran el işi maddeleri gibi birçok tarihi halılar, kilimler sipahi pazarından alınıyor ve yerli yabancı turistlere satılıyor.


“600 yıllık Ahi Evren geleneğini yaşatıyoruz”
Babasından öğrendiği mesleği 55 yıldır Sipahi Pazarı’nda sürdürdüğünü söyleyen Sipahi Pazarı Esnaf Başkanı Ramazan Yıldız, her sabah çarşıda saat 10:00’da toplu olarak dua ettikten sonra dükkanlarını açtıklarını belirterek, “ Şu anda 63 yaşındayım, 8 yaşındayken babamın yanında halı dükkânında çalışıyordum. Halıcılık benim baba mesleğim, babam burada çarşı şeyhinin ortağıydı yani eski tabirle çarşı şeyhi, çarşı esnaf başkanı anlamına geliyordu, Osmanlıda bu tabir kullanılmaktaydı. Şimdi sipahi çarşımızda hala eski gelenek ve kültürümüzü yaşatmaktayız her sabah saat 10.00 da toplu olarak duayla çarşımızı açıyoruz ve ondan sonra eğer köylünün malı varsa getirir burada mallarını, ihaleye veriri ihalede satılır paraları verilir bu şekilde bir döngü şeklinde burada çalışmaktayız. Sipahi çarşımızda Osmanlı dönemindeki 600 yıllık Ahi Evren Geleneğini yaşatmaktayız.” dedi.


Yün ve keçe sağlık yönünden faydalıdır
Yün ve keçenin sağlık yönünden faydalı olduğunu kaydeden Yıldız, “ Yün ve keçe kışın sıcak tutması ve yazın serin tutması sağlık açısından önemlidir. Şimdiki nesil yüne pek heves etmediği için bütün hastalıklar elyaftan meydana geliyor. Petrol’den battaniye yapılıyor, petrolden halı yapılıyor. Türkiye Cumhuriyetinde makine halı malzemesi hep kastrojen madde içermekte ve ondan dolayı hastalık çoğaldı. Eskiden İster köyde yaşasın, ister şehirde yaşasın, doktor yüzü görmezlerdi. Bunun nedeni, köylerde üretilen tamamen doğal, hayvansal ve bağ bahçe ürünleri tüketiyor olmalarıydı. Ondan dolayı Yün demek sağlık demek, yön demek sıhhat demektir. Ben evimde kullandığım halılar hep yünden yapılan halılardır. Eskiden annelerimiz yerin altındaki bitkiyi çıkarırlardı bitkinin kökü 3-4 metre yerin altında olurdu, eski zamanlarda kar daha çok yağdığı için bitki kökünü aşağıya salardı o bitkiyi köküyle çıkarırlardı ve köküyle beraber kaynatırlardı onun boyasıyla yün boyalanır ve o yün ipliğe dönüştürülerek halı yaparlardı. Ona kök boya deniliyor ve kök boya demek o halı çürüyene kadar halının özerinde kalan, Kalıcı doğal boyadır.” İfadelerini kullandı.


Urfa’dan İstanbul’a oradan Avrupa’ya açılıyor
Sipahi Pazarı dışında hiçbir yerde satılmayan halı ve kilimlerin pazarlarında satıldığını belirten Yıldız, “Bu çarşımızda İstanbul, Ankara İzmir gibi çeşitli şehirlerden gelenler oluyor ve buradan tarihi özeliği olan halıları alıp İstanbul Ankara’da esnafına satar. Onlarda Avrupa ülkelerine gönderiyorlar. Şu an pandemiden dolayı yerli yabancı turist olmadığı için esnaf baya bir mağdur perişan halde. Haftalarca siftah yapmadan dükkânları kapatıyoruz. Yeniden insanlarımız yün işine rağbet ederlerse, eminim covid-19 da bitter, hastalıkta biter, her şey doğal olmalı doğal yaşam olduğu zaman insanlar hastalık yüzü görmez.”

“400-500 yıllık halılar vardı bizde”
Şu anda ermeni işi bir seccadenin elinde olduğunu söyleyen Yıldız bu seccadenin yaklaşık 200 yıllık olduğunu ifade ederek, “Buna benzer daha önce 400-500 yıllık halılar vardı bizde. Urfa’da mezbahane tarafında Ermeniler tarafından 3 tane halı yapılmış, bir tanesi Dipsiz Minare Kadıoğlu Camisinde bulunuyor, bir tanesi İstanbul’da müzede sergileniyor, diğeri de Avrupa’ya götürülmüş diye biliyorum.  Tarihi özeliği olan birçok halı kilim Türkiye’nin farklı illerine gidiyor. Oradan da yurt dışına götürülüyor. Bu ürünler tamamen el işi makinedir. Eski zamanlarda sipahi çarşımızda şöyle bir gelenek vardı asla buraya makine fabrika ürünleri girmeyecek diye bir kural vardı ama şimdi fazla dışarıdan yerli ve yabancı turist gelmediği için mecburen çarşı esnafı %80 fabrikasyon ürünlere döndü. Çarşı başkanı olarak ben ve 1-2 esnafımız bu geleneği sürdürmeye çalışıyoruz.” dedi.

“Mesleğimiz nerdeyse ölmek üzere”
Mesleklerini ölmek üzere olduğunu söyleyen Yıldız, “Devlet büyüklerimiz Şanlıurfa’ya biraz daha kıymet, değer vermeleri gerekiyor, çünkü Urfa demek Türkiye’nin sigortası demek!  Maazallah sigorta atarsa Güneydoğu bölünmüş bitmiş demektir!  Ondan dolayı büyüklerimiz Urfa’ya Tarihi Hanlar Bölgesine biraz daha yatırım yapmalıdır. Turizm Bakanlığı Urfa’yı öne alması gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Mehmet Halhalli / Urfa Değişim

Şanlıurfa da Sipahi Çarşısı'nda 600 yıllık gelenek sürüyor 63URFAHABER.COM
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Amatör takımların çilesi bitmez
Amatör takımların çilesi bitmez
70 BİN AMATÖR FUTBOLCU 8 AYDIR AÇ
70 BİN AMATÖR FUTBOLCU 8 AYDIR AÇ