İkinci Ulusal Bozkır Koruma Çalıştayı ile bozkırların daha iyi korunması umuduyla 2020’ye veda

31 Aralık 2020, Ankara- Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Şanlıurfa’da yürüttüğü ve Küresel Çevre Fonu tarafından finanse edilen “Türkiye’nin Bozkır Ekosistemlerinin Korunması ve Sürdürülebilir Yönetimi” projesi kapsamında dün ‘İkinci Ulusal Bozkır Çalıştay’ı çevirim içi olarak paydaşların ve akademisyenlerin geniş katılımıyla gerçekleşti.

211 kez okundu.
İkinci Ulusal Bozkır Koruma Çalıştayı ile bozkırların  daha iyi korunması umuduyla 2020’ye veda

 

31 Aralık 2020, Ankara- Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Şanlıurfa’da yürüttüğü ve Küresel

Çevre Fonu tarafından finanse edilen “Türkiye’nin Bozkır Ekosistemlerinin Korunması ve Sürdürülebilir

Yönetimi” projesi kapsamında dün ‘İkinci Ulusal Bozkır Çalıştay’ı çevirim içi olarak paydaşların ve

akademisyenlerin geniş katılımıyla gerçekleşti.

 

2019 yılında bozkır ekosistemleri ile ilgili ortak anlayışın ve bozkır yönetimi ve korunması alanında kilit paydaşlar

arasında iş birliğinin arttırılması amacıyla Ulusal Bozkır Koruma Çalıştayının ilki düzenlenmişti. Düzenlenen bu

ikinci çalıştayda bozkırların önemi konusunda bilgi edinilmesi, bozkırların daha geniş kitlelere tanıtımına yönelik

iş birliği olanaklarının ortaya konulması, bozkır ekosistemlerinin değerlerinin anlatılmasındaki etkili araç ve

olanakların paylaşılması ve proje kapsamında hazırlanan Ulusal Bozkır Koruma Stratejisi ve Eylem Planı ve

Şanlıurfa Bozkır Koruma Stratejisi ve Eylem Planı’nı tanıtıldı. Çalıştay, Ulusal Proje Koordinatörü Nihan Yenilmez

Arpa’nın açılış konuşması ve moderatörlüğünde başladı. Proje koordinatörü, projenin, proje ekiplerinin yanı sıra

pek çok kurum ve kuruluşun temsilcilerinin yer aldığı Ulusal ve Şanlıurfa Bozkır Çalışma Grupları, üniversiteler ve

sivil toplum temsilcilerinden oluşan Bağımsız Uzmanlar Grubu ile yakın iş birliğinde yürütüldüğünün altını

çizerek hem bu ekiplere ve hem de tüm paydaşlara teşekkürlerini sunarak konuşmasına başladı.

 

Çalıştayın akışı ve süreci ile ilgili verilen bilgilendirmeyi takiben çalıştay, FAO Türkiye Tarım Sorumlusu Fazıl

Düşünceli’nin açılış konuşması ile devam etti. Sayın Fazıl Düşünceli “Projenin ülkemizin bozkır biyolojik

çeşitliliğinin tanınırlığının ve bilinirliğinin artırılmasına yönelik çok önemli katkılar sunduğunu; en önemli katkısının ise bozkırların sunduğu genetik kaynakların hem günümüz ve hem de gelecek nesiller için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha geniş kitlelere duyurmuş olduğunu belirtti. Özellikle tahıllar ve baklagiller için gen merkezi olan Şanlıurfa bozkırlarının ve projenin uygulama alanlarının Gıda Güvencesi açısından çok önemli olduğunu vurguladı. FAO’nun stratejik amaçlarından ve görevlerinden birisinin açlıkla ve yoksullukla mücadele etmek ve GIDA GÜVENLİĞİNİ sağlamak olduğunun altını çizen Sayın Düşünceli, projenin bu amaca hizmet eden çok önemli bir çalışma olduğunu belirtti. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdür Yardımcısı Sayın Mustafa Bulut ise projenin uygulanmasında emeği geçen tüm paydaşlara teşekkürlerini ileterek konuşmasına başladı. Sayın Bulut, geniş coğrafyalara hâkim olan bozkırların, nadir ve kırılgan olduğunu ve pek çok canlı türüne ev sahipliği yaptığını; bu türlerin pek çoğunun bozkırlara bağımlı türlerdir yani temel yaşam alanının bozkırlar olduğunu bu nedenle temel görevimizin geleceğimizin teminatı olan doğayı, bitkileri ve bozkırdaki biyoçeşitliliği korumak olduğunu vurguladı. Bu proje ile hazırlıkları tamamlanan Şanlıurfa ve Ulusal Bozkır Koruma Stratejilerinden hareketle ülkemiz bozkırlarının korunması ve sürdürülebilir yönetimine çok önemli bir katkı sunulduğunu; Bakanlık ve FAO olarak bu projeden elde edilen çıktıların sonuçlarını bir havza ölçeğinden çıkartıp öncelikle Türkiye’deki benzer alanlara ve akabinde Orta Asya ülkelerine örnek olacağını belirtti. Proje Koordinatörü Nihan Yenilmez Arpa proje kapsamında bugüne kadar yapılan çalışmalar ile proje tamamlanana kadar yapılacak çalışmalar hakkında detaylı bir bilgilendirme yaptı. Projenin uygulama alanlarında yapılan temel envanter çalışmaları ile bağlayan faaliyetlerin, Ulusal ve İl Bazlı Bozkır Koruma Stratejileri ve Eylem Planlarının hazırlanması ile deva ettiğini; bozkırların tanıtımı ve anlatılmasına yönelik yapılan çalışmaları aktardı. Projenin bozkırların tanınırlığının arttırılması ev bozkırların tanıtımı konusunda okullar ve öğrenciler ile yapılan çalışmalar; bozkır meralarının kullanıcıları olan sürü sahipleri ve çobanlara yönelik gerçekleştirilen uygulamalar ile özellikle Türkiye’nin doğal kaynaklarının yönetimi için standartlar ve öneriler sunan kılavuzlar hakkında kısaca bilgilendirme yaptı. Çalıştay, ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü’nde akademisyen olan ve biyoçeşitlilik veri tabanları, tehdit altındaki türlerin popülasyon biyolojileri, kuş göçü, sistematik koruma planlaması, yaban hayat-insan çatışması, tür komplekslerinin moleküler sistematiği gibi geniş bir yelpazede araştırmalar sürdüren Sayın Can Bilgin’in “Bozkırı anlamak ve Bozkırın değerini bilmek” konulu sunumu ile devam etti. Sayın Bilgin sunumunda, bozkırların biyolojik çeşitlilik anlamında ülkemizdeki en önemli ve en tehlike altındaki ekosistemlerden birisi olduğunu ve bozkırların öneminin yalnızca barındırdıkları canlı türleri açısından değil, binlerce yıla uzanan insan-bozkır etkileşiminden de kaynaklandığının altını çizdi. Sunumda bozkırların az bilinen bu zenginliğinin parçaları olan toy, kör fare, ceylan ve yaban koyunu gibi hayvan ve bilgi türleriyle ilgili ilgi çekici örneklere değindi. Fotoğraf: ©FAO / Can Bilgin sunumundan görseller Doğa Koruma Merkezi İletişim Yöneticisi Sayın Deniz Tapan ise çalıştayda “Bozkırı ve Değerlerini Anlatmak- Korumanın ve Sürdürülebilir Kaynak Yönetiminin İletişimini Yapmak” konulu sunumu ile katılımcılara farklı bir bakıştan bozkır konusunda farkındalığın artırılmasının önemini anlattı. Sayın Tapan “Bozkırlar her ne kadar Türkiye’deki en önemli ekosistemlerden biri olsa da iletişim anlamında ne yazık ki çok kısıtlı çalışmanın yapıldığı alanlardan birisi olduğunu; oysa iletişimin koruma ve sürdürülebilir kaynak kullanımındaki öneminin artık tüm dünyada kabul edildiğini belirtti. Türkiye genel kamuoyunda ormanlarla ilgili yüksek seviyede bir bilgi

seviyesinin olması, geçmişte kamu kurumları ve sivil toplum örgütlerinin yaptığı başarılı iletişim çalışmalarına dayandığını; bozkırlarla ilgili de benzer şekilde farklı kurumlar tarafından iletişim ve farkındalık oluşturma çalışmalarının yapılmasının önem taşıdığını vurguladı. Günümüz iletişim çağında bozkırlara yönelik algının ve tanınırlığın pek çok araç ve yöntemler kullanılarak sağlanabileceği ve bu kapsamda her aktöre farklı sorumlulukların düştüğünün altını çizdi. Etkinlik Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü, Öğretim Üyesi Sayın Bülent Gülçubuk’un sunumuyla devam etti. Gülçubuk, bozkırların tanınırlığının ve farkındalığının arttırılmasında nelerin, nasıl ve kimler tarafından yapılabileceğine dair açıklayıcı bilgiler paylaştı. Sayın Gülçubuk sunumunda uygarlıklara ev sahipliği yapmış bozkırların tanınırlığında bozkır-insan ilişkisine vurgu yapılabileceğini; İklim değişikliği, bozkır ve gıda güvenliği ilişkisinin çok net anlatılması gerektiği; bozkırlar için farkındalığı artırmak için bozkırın dünyasını anlamak ve anlandığını da dışarıya anlatmak, aktarmanın da ortak sorumluluk yüklenmek anlamına geldiğini belirtmiştir. Ayrıca, bozkırdaki yaşamın kendi kendine yeten ve birbirini besleyen bir üretim biçimi, bir yaşam kültürü oluşturduğunu; dün diğer doğal varlıklar gibi bozkırlarında sadece insanların değil; bu sistem içindeki tüm canlıların ortak kullanım alanı olduğunu vurgulamıştır. Bunları korumak sürdürülebilir kullanımını sağlamak, tanımak, tanıtmak, yaşatmak farkındalığı ortaya koymak için ise herkesin sorumluluğu olduğunun altını çizmiştir. Fotoğraf: ©FAO / Prof Dr Üstün Dökmen Etkinliğin onur konuğu olan ünlü akademisyen Prof. Dr. Üstün Dökmen geçmişten günümüze bozkır-insan ilişkisi ile pandemi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. Dökmen, bozkırda geçen “Direksiyon” adlı kitabından alıntılar yaparak aslında bozkırlarda yaşamın ne kadar çeşitli olduğunu vurguladı. Sayın Dökmen, temelde insanların herhangi bir durum hakkında fikir beyan ederken öncelikle olumsuz yönlerden baktığını, bozkırların hem tanınmadığı ve hem de insanoğlu tarafından bilinçsizce kullanıldığı; halbuki temel ihtiyaçlar karşılanırken bu alanların değerinin farkında olunarak hareket edilmesi gerektiği; bozkırın boş bir arazi olmadığı bilincinin oluşturulması gerektiği; bozkırlarda insanoğlunu mutlu edecek çok şeylerin olduğunun altını çizdi. Ayrıca, tüm dünyada etkili olan pandeminin etkilerinden en az zararla çıkabilmek adına en olumsuz koşullar altında dahi yaşam kalitemizin korunmasının önemli olduğunu vurgulayan Sayın Gökmen, en önemlisinin de anlamlı bir amacı olanın hayatta kalma başarısının yüksek olduğunu çeşitli örnekler vererek katılımcıları bilgilendirdi.

Etkinliğin son sunumu proje kapsamında hazırlanan “Ulusal Bozkır Koruma Strateji ve Eylem Planı” ile “Şanlıurfa Bozkır Koruma Strateji ve Eylem Planı’nın tanıtımı Doğa Koruma Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Sayın Yıldıray Lise tarafından gerçekleştirildi. Hazırlanan stratejilerin içeriği, kapsamı ve özellikle yönetişim modeline ilişkin bilgilendirme yapıldı.

İkinci Ulusal Bozkır Koruma Çalıştayı ile bozkırların daha iyi korunması umuduyla 2020’ye veda 63URFAHABER.COM
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Amatör takımların çilesi bitmez
Amatör takımların çilesi bitmez
70 BİN AMATÖR FUTBOLCU 8 AYDIR AÇ
70 BİN AMATÖR FUTBOLCU 8 AYDIR AÇ