Ne güzel bir söylem: Terörsüz Türkiye!

Yalnızca iki kelime ama içinde yılların acısı, yorgunluğu, bekleyişi, umutları var. 1980’lerden bu yana süregelen terör sarmalı bir gün sona erecek mi? Bunu elbette zaman gösterecek. Ancak bugün, terörsüz bir Türkiye söylemini yalnızca fiziki şiddetin sona ermesi üzerinden konuşmak eksik kalıyor. Zira bu topraklarda bir başka tür terör daha kol geziyor: Toplumsal huzursuzluk ve öfke.

ÖZEL HABER - 12-07-2025 18:06

 

Sokakta yürürken omuz atmalar, trafikte bir anda parlayan öfke nöbetleri, kamu kurumlarında yaşanan gergin diyaloglar, gençlerin madde etkisinde ya da değil aniden şiddete yönelmesi… Bunların hepsi birer gösterge. Bu ülkenin insanı huzursuz. Sinirli. Gergin. Ve bu sadece bireysel mesele değil; bu, derin bir toplumsal patolojinin dışavurumu.

Bu tabloyu üç temel başlıkta değerlendirmek mümkün:
1. Ekonomik Baskı: Hayatta Kalma Modu

Geçim derdi artık bireyin sadece cebini değil, ruhunu da kemiriyor. İnsanlar hayatta kalmak için yaşar hâle geldi. Varoluşsal kaygılar, işsizlik, borçlar, enflasyon... Sürekli tetikte yaşayan birey, en küçük kıvılcımda öfke patlaması yaşıyor. Çünkü zihni özgür değil. Çünkü yarını göremiyor. Bu da toplumsal barışı zedeliyor.
2. Pahalılık ve Eşitsizlik: Sınıf Sınıf Ayrılan Hayatlar

Artan yaşam maliyeti sadece sofrayı küçültmüyor, toplumu da parçalıyor. Gelir uçurumu büyüdükçe insanlar birbirine düşmanlaşıyor. Komşunun arabası, öğrencinin kıyafeti, sokaktaki evsiz... Hepsi birer öfke nesnesine dönüşüyor. Çünkü adalet duygusu yara aldı. Dayanışma değil, kıskançlık büyüyor. Bu da çatışmayı körüklüyor.

Günün Diğer Haberleri