Şanlıurfaspor’un açıkladığı borç tablosunu görünce vallahi insanın aklına eski bir Urfa sözü geliyor: “Evi yıkanın baltası küçük olur ama açtığı yara büyük olur.” Bugün sarı-yeşilli kulübün düştüğü hâl tam da budur. Yıllardır “idare ederik”, “hallederik”, “bir şekilde döner” mantığıyla yönetilen kulüp, şimdi borcun, faizin ve yanlış hesabın altında eziliyor.
Açıklanan rakamlar öyle az buz değil. FIFA dosyaları, TFF borçları, yabancı futbolcu alacakları, yerli oyuncu ödemeleri derken ortaya çıkan tablo resmen bir enkaz görüntüsü veriyor. İnsan ister istemez soruyor: Bu kulübü yönetenler yıllarca ne yaptı? Bu borçlar gökten zembille mi indi?
Bakın mesele sadece para değil. Mesele; akıl, plan ve hesap meselesidir. Şanlıurfaspor yıllardır “günü kurtarma” siyasetiyle yönetildi. Bugünü kurtardılar ama yarını ateşe attılar. Eskiler boşuna “Borç yiğidin kamçısıdır ama hesabını bilen yiğidin” dememiş. Burada hesap bilen de kalmadı, hesap soran da…
Şimdi çıkmışlar milyonlarca liralık borç açıklıyorlar. İyi de kardeşim, bu borçlar bir gecede mi oluştu? Leandro Kappel’den Kwasi Okyere’ye, Akabueze’den Sambou’ya kadar onlarca yabancı futbolcuya olan borçların çoğu 1. Lig döneminden kalma. O dönem şehirde hava başka esiyordu. Transfer üstüne transfer yapılıyor, “Şampiyon olacığız” naraları atılıyordu. Parayı veren düdüğü çaldı, hesabı ise bugün Urfaspor’un sırtına yıktılar.
İşin en düşündürücü tarafı ise şu: Madem bu kadar dava vardı, madem FIFA dosyaları büyüyordu, neden o günlerde kimse çıkıp camiaya gerçek tabloyu anlatmadı? Neden mali tablolar şeffaf şekilde paylaşılmadı? Demek ki “hamamın namusunu tellak kurtarır” hesabı, herkes günü kurtarmanın derdine düşmüş.
Bugün transfer tahtasının açılması için gereken rakam yaklaşık 41 milyon lira. Dile kolay… Bu şehirde insanlar ekmeğin hesabını yaparken, kulübün yanlış yönetim yüzünden geldiği nokta gerçekten içler acısıdır.
Ama kabahati sadece yönetime yükleyip işin içinden çıkmak da kolaycılık olur. Bu şehirde yıllardır Şanlıurfaspor üzerinden siyaset yapanlar olmadı mı? Her kongre döneminde boy gösterip, fotoğraf verip, sonra ortadan kaybolanlar olmadı mı? “Urfaspor sahipsiz değil” deyip iş ciddiye binince telefonunu kapatanlar olmadı mı? Bal tutan parmağını yaladı ama bugün dönüp hesap veren yok.
Yerel yönetimler desen ayrı bir hikâye… Yıllarca kulübe kaynak aktarıldı ama o paraların nasıl kullanıldığı ciddi şekilde denetlendi mi? Maalesef hayır. Çünkü bizim memlekette çoğu zaman işler sistemle değil, hatırla yürüdü. Hatırla yürüyen işin sonu da bugün olduğu gibi hüsran olur.
Şanlıurfaspor bir mahalle takımı değildir. Bu kulüp bu şehrin en büyük markasıdır. Binlerce insanın sevdasıdır. Ama ne yazık ki yıllardır “babadan kalma dükkân” gibi yönetildi. Gelen kendi adamını doldurdu, giden arkasına bakmadı. Sonra da kulübün kapısına kilit vurulacak noktaya gelindi.
Şimdi asıl mesele şudur: Bu borçların hesabını kim verecek? Çünkü ortada sadece sportif başarısızlık yok; ciddi bir yönetim zafiyeti vardır. Eğer ihmaller varsa, yanlış harcamalar varsa, kulübü zarara uğratan kararlar varsa hukuk önünde hesabı sorulmalıdır. “Aman geçmişi kurcalamayalım” mantığıyla hareket edilirse yarın yine aynı filmi izleriz.