MHP'li Isparta Vekil Okutan: Dünyaya Barış Urfa'dan Yayılacak

MHP Isparta Milletvekili Nuri Okutan, Urfa için "İnşallah, tekrar oradan bir meşalenin tüm dünyaya yayılacağı inancındayım" dedi.

SİYASET - 11-04-2016 08:14

Başbakan  Ahmet Davutoğlu'nun ilk olarak  AK Parti  Şanlıurfa İl Başkanı  Zeynel Abidin Beyazgül'e  Şanlıurfa'ya İstiklal Madalyası vermek istediğini söylemesi geniş yankı buldu. Son yıllarda  Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ilk defa tüm partileri ve mensuplarıyla bir konuda yasa çıkardı. O da  Şanlıurfa'ya İstiklal Madalyası verilmesi konusuydu. Mecliste yapılan görüşmelerde partisi adına katkı sunan bir isim de daha önce  Şanlıurfa valiliği yapan  Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)  Isparta  Milletvekili  Nuri Okutan oldu.

 

Okutan,  Şanlıurfa'nın dünyadaki tarihi, coğrafi, stratejik, ekonomik ve İslami açıdan önemini Gazete İpekyol'a anlattı. Konuşmalarından  Urfa'nın hayatında önemli bir yer edindiği anlaşılan  Nuri Okutan, öncelikle  Urfa'nın tarihi önemine vurgu yaparak "Urfa, şehirlerden bir şehir değildir, herhangi bir şehir değildir.  Urfa'nın tarihte Türkler daha Anadolu'ya gelmeden önce de yaklaşık 12 bin yıllık bilinen tarihi var şu anda. Göbeklitepe'den anlıyoruz ki şu anda arkeolojinin ulaştığı bilgiler ve yorumlarla 12 bin yıllık geçmişe sahip. Oradan  Hasankeyf'e, oradan Çatalhöyük'e ve  Mısır'a ve bütün dünyaya yayıldığı şeklinde bir teori var. Henüz bu çürütülmedi ve bu teoriye göre de  Urfa bir bereket şehri,  Urfa bir huzur şehri,  Urfa bir üretim şehri ve ilim şehri olarak her devirde merkez olmuş günümüze gelmiştir." dedi.

 

'İLK TEVHİT İNANCI URFA'DAN İNSANLIĞA SESLENMİŞTİR'

 

Şanlıurfa'da görev yaparken de sık sık vurgu yaptığı 'bereketli hilal' konusuna değinen Okutan, " Arkeoloji literatüründe bu bölgeye,  Urfa'ya,  Urfa coğrafyasına ' Bereketli hilalin kilit taşı' denmektedir. Müsaade ederseniz bu hilali de göstermek isterim.  Basra Körfezi'nden Kızıldeniz'e kadar sarkan bir bereketli hilal kavramı ve coğrafyası vardır. İşte, ' Orta Doğu'ya hâkim olacaksınız ki,  Orta Doğu'ya hâkim olanlar da dünyaya hâkim olurlar' tezi buradan kaynaklanmaktadır. Dikkat ederseniz, onun kilit taşı mertebesinde olan yerde  Urfa vardır ve insanlığa hayatın buradan yaygınlaştığı hep, öteden beri söylenmiştir. Esasen  Urfa'nın bizim kültürümüzde de önemli bir yeri var çünkü tevhit inancının ilk yeşerdiği yer  Urfa'dır, ilk dünyaya haykırıldığı yer  Urfa'dır. Dolayısıyla ilk tevhit inancı  Urfa'dan insanlığa seslenmiştir. Bana göre de bugün bu tevhit inancının etrafında toplanarak,  Urfa'nın yine dünyaya, yine Anadolu'ya, yine bize, yine  Orta Doğu'ya söyleyeceklerinin var olduğuna ben inanıyorum. Tek şey,  Urfa'yı illerden bir il olarak değerlendirmemek,  Urfa'yı bu değerleriyle birlikte özel incelemeye almak veya bir laboratuvar gibi görüp, inşallah, tekrar oradan bir meşalenin, barışın, aydınlanmanın, bereketin, dalga dalga hem Anadolu'muza hem de bütün dünyaya yayılacağı inancını taşımaktayım." diye konuştu.

 

 

'MEKKE, MEDİNE, KUDÜS'TEN SONRA URFA GELİR'

 

Şanlıurfa'nın bilinmeyen yönleri olduğunu kaydeden Okutan, şunları kaydetti: "Urfa'yla ilgili  Balıklıgöl ve Peygamberler Şehri hep bilinen taraftır, Hazreti Âdem'in gelip tarım yaptığı yer olarak  Urfa bilinir. Yine, Hazreti İbrahim orada doğmuş, orada tevhit inancını, anlayışını dünyaya haykırmıştır. Hazreti Eyyüb, şimdi  Urfa'mızda yatmaktadır. Hazreti Elyesa, Hazreti Şuayb, Hazreti Yakup… Hazreti Musa  Urfa topraklarında çobanlık yapmıştır. O bilinen çoban hikâyesi, kuyu hikâyesi  Urfa'da gerçekleşmiştir. Yine bu haliyle inanç merkezimizin de 'Mekke, Medine,  Kudüs'ten sonra  Urfa gelir' diye Urfalılar hep söylerler. Bunun ben doğru olduğuna da yürekten inanmaktayım.

 

'SÜLEYMAN ŞAH URFA'DA YAŞAMIŞ'

 

Diğer taraftan, bizim tarihî şahsiyetlerimiz de, hem gönül dünyamızda hem  Urfa'da kalmışlar hem yerleşmişler, oradan da bizim medeniyet coğrafyamıza çok ciddi kazanımlar sağlamışlar. Bunun başında mesela  Süleyman Şah geliyor.  Süleyman Şah  Urfa'da oturmuş,  Urfa'da yaşamış ve o civarda hâlâ akrabaları da köylerle vesaire filan bağlantıları devam etmektedir. Yine Sultan II.  Kılıç Arslan'ın  Viranşehir'de defnedildiği hep söylenir. Her ne kadar mezarı bulunmamış olsa bile tarihçiler  Viranşehir'de kaldığı ve orada yaşadığını belirtirler.

 

'MEVLÂNÂ HALİD-İ BAĞDADÎ'NİN OĞLU YATMAKTADIR'

 

Bizim inanç dünyamızda çok özel bir yeri olan Mevlânâ Halid-i Bağdadî'nin oğlu Şeyh Şehabeddin Ahmed de  Urfa'da mukimdir,  Urfa'da yatmaktadır. Yine bilhassa Bektaşi inancının temel köşe taşlarından birisi olan Dede Kargın Hazretleri de yine  Urfa'da mukimdir ve Hacı Bektaş-ı Veli'nin de  Urfa'da bir türbesi vardır. Dede Kargın ile Hazreti Mevlâna, Konevî ilişkisi içinde olduğu söylenir. Oradan fark edilince kaybolduğu  Hacıbektaş'ta tekrar insanlarla kucaklaştığı hep söylenir. Yine Ahmet Yesevi'nin Türklerin  Urfa'ya gelişiyle birlikte birinci halkadan öğrencisi Şeyh Mesud  Urfa'da yatmaktadır. Yine Türkçe bir hikmet dili olarak hep söylenir, bilinir, kabul ederiz. Bir hikmet dilidir Türkçe ve hikmet şiirinin kutbu da, Şair Nabi de Urfalıdır;  Urfa'dan Halep'e, Halep'ten de  İstanbul'a geçmiştir. Dolayısıyla, bu bakımdan da  Urfa önemlidir. Bu vesileyle, Şair Nabi'nin ölüm yıl dönümü 12 Nisan, şimdiden onu da rahmetle burada yâd etmek icap eder. İnanç dünyamız açısından da, bize yakın tarihimizdeki inanç dünyamız açısından da  Urfa çok önemli bir yer teşkil etmektedir.

 

'URFA, BAĞDAT VE ANKARA'YA EŞİT UZAKLIKTADIR'

 

Bir başka husus hem kültür coğrafyamızda hem manevi dünyamızda  Urfa önemli bir yeri işgal ediyor ama aynı zamanda, bir stratejik merkezdir Urfa. Yani kimse buradan bakıldığında  Urfa'nın bu konumunu belki bilmez ama  Urfa'dan baktığınızda,  Kerkük,  Beyrut,  Kayseri ve  Şam'a  Urfa eşit uzaklıktadır. Yani zamanında neredeyse birkaç günlük yürüme mesafesiyle, atla gidilebilecek bir uzaklıktadır. Diğer taraftan, Halep,  Rakka,  Diyarbakır ile  Urfa eşit uzaklıktadır. Yani Halep çok uzak bir yer filan değil, Halep bizden farklı bir yer filan değil;  Urfa'nın bir parçası gibidir. Hatta  Urfa'da Halep bahçesi vesair filan diye oralarla bütünleşmiş isimler de vardır.  Urfa'nın  Bağdat'a uzaklığı ile  Ankara'ya uzaklığı eşittir.  Urfa'nın  Tahran'a uzaklığı ile  İstanbul'a uzaklığı eşittir. Bu manada  Urfa coğrafi konumu itibarıyla da böyle merkez bir yerdedir.

 

'BARIŞ İÇİN URFA LABORATUVAR OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİ'

 

Diğer taraftan güncel hususlara gelecek olursak,  Urfa tüm  Türkiye'de sulanabilir arazinin yüzde 11'ine sahiptir.  Türkiye'de üretilen tüm arpa ve buğdayın yüzde 10'unu  Urfa üretmektedir.  Türkiye'de üretilen mısırın yüzde 15'ini tek başına  Urfa üretebilmektedir. Diğer taraftan,  Türkiye'de üretilen pamuğun, fıstığın ve mercimeğin -yani  Antep fıstığı diye bilinen fıstığın- yüzde 40'ı tek başına  Urfa'da üretilmektedir. Dolayısıyla,  Urfa aslında bu manada yine üretim ve bereket merkezi oluşunu hâlâ devam ettirmektedir. Diğer taraftan,  Urfa  Türkiye'nin coğrafi büyüklüğü itibarıyla 7'nci ilidir, nüfus büyüklüğü itibarıyla 9'uncu ilidir ama genç nüfus itibarıyla, öğrenci sayısı itibarıyla  Türkiye'nin 3'üncü şehridir.  Urfa böyle sıradan bir şehir değildir ama en önemli özelliği,  Urfa bir orkestradır; bütün sazlar  Urfa'da var, bütün kimlikler kendini  Urfa'da tanımlayabilir, barış içinde yaşarlar, bir orkestranın elemanları gibi ortak ruh içinde buluşabilirler. Tevhit inancının etrafında o farklılıkların birlik zemininde birleşebildiği bir coğrafyanın adıdır. Eğer biz  Türkiye'de tekrar barışı, tekrar huzuru ve bereketi arayacaksak muhakkak  Urfa'yı bir laboratuvar olarak değerlendirmek durumundayız."

Günün Diğer Haberleri