07-10 Kasım 2016 tarihleri arasında Şanlıurfa'da düzenlenen Göç Yönetiminde Yerel Düzeyde Koordinasyonu Güçlendirme Çalıştayı'na Tematik çalışma alanları göç, mülteciler ve Suriyeliler olan sivil toplum kuruluşlarının, en fazla Suriyeli ağırlayan şehirlerden ilgili yerel yönetimlerin ve göç alanında akademik çalışmalar yapan üniversiteleri ile AFAD ve Kızılay başta olmak üzere 55 kurumdan yaklaşık 150 temsilci katılmıştı.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleşen çalıştay, yerel yönetimler ile göç yönetimini destekleyen sivil toplum kuruluşları arasında işbirliği ve tecrübelerinin paylaşılmasına, yerel yönetim-kamu-sivil toplum ortaklığında sağlanacak etkin ve sürdürülebilir koordinasyonun tartışılmasına ve öneriler sunulmasına imkân veren bir ortam oluşturmuştu.

Çalıştay genel olarak değerlendirildiğinde; Bölgemizde ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının, merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin, kamu kurumlarının ve uluslararası kuruluşların aralarındaki diyalog, etkileşim ve koordinasyonun geliştirilmesine, yerel yönetimlerde ise bazı birimlerin kurumsal yapı içerisinde oluşturulması, çok paydaşlı bir göç yönetim modelinin oluşturulması ve uygulanması gerektiği Çalıştay'da genel izlenim olarak ortaya çıktı.

Katılımcı tüm kurumların ortak önerisi ile tüm kurumların göçün yönetilmesinde iş ve işlemlerinin takibinin yapıldığı merkezi bir koordinasyon merkezinin kurulmasının elzem hale geldiğine vurgu yapılan raporda, Merkezi Koordinasyon Kurulu dahilinde göçmenlerin ve göçmenlere yapılan insani yardımın ortak bir veri tabanı ve kayıt sisteminde toplanması tüm paydaşların insani yardımın planlanmasında, ulaştırılmasında ve bu sürecin takip edilmesinde ulaşabileceği bir envanter sisteminin geliştirilmesi öncelikli bir ihtiyaç olarak görüldü.

Raporda, Göç politikaları çerçevesinde Suriyelilere yönelik bilgilendirme ve yaşam alanları oluşturularak toplumdaki algının yönetilmesi ve toplumda entegrasyonun ve gerçek bir kültürlerarası ortamın oluşturulması başta yerel kamu idaresi olmak üzere tüm aktörlerin aktif bir biçimde rol alması ile gerçekleşebilir. Göçmenin iş gücü piyasasına erişebilmesinin entegrasyona katkı sağlayacağı, etkili araçlar ile bu insanların üretime dâhil edileceği ve katma değer yaratabilecekleri uygulamaların geliştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Göç yönetimi ve entegrasyon süreci tek taraflı bir tasarruf yetkisinde değil; çift yönlü bir kabul iradesi ile mümkün olabileceğini belirten çalıştay raporunda, sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin ve ilgili diğer aktörlerin birbirinden bağımsız bir göç yönetimi modeli ile göçün yönetilmesinde başarılı olamayacakları verilerle ortaya konmuştur.