CHP Şanlıurfa vekili Mahmut Tanal, sosyal medya hesabından son bir aç içerisinde 7 çocuğunun trafik kazalarında, 2 çocuğunun ise sulama kanallarında boğularak yaşamını yitirdiğini söyledi.
Vekil Tanal’ın paylaştığı FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nin raporuna göre, son 6 ayda Türkiye genelinde 369, Şanlıurfa’da ise 26 çocuk hayatını kaybetti.
“BU ÖLÜMLER KADER DEĞİL, İHMALDİR”
“Bu ölümler kader değil, ihmaldir” diyen vekil Tanal, “Şanlıurfa Türkiye’de en çok çocuk nüfusuna sahip kentlerimizden biridir” dedi.
Yetkili kurumlara çözüm önerisi, çağrıda bulunan Tanal’ın açıklaması şöyle:
“Son bir ay içerisinde Şanlıurfa’da en az 9 çocuğumuzun hayatını kaybettiği gerçeği, vicdanları sızlatan ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayan bir tabloyu gözler önüne sermektedir. 7 çocuğumuz trafik kazalarında, 2 çocuğumuz ise sulama kanallarında boğularak yaşamını yitirmiştir. Öte yandan FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nin raporuna göre ocak ayından haziran ayına kadar olan sürede ise Türkiye genelinde 369, Şanlıurfa’da 26 çocuk hayatını kaybetti.
Bu ölümler kader değil, ihmaldir. Bu ihmallerin sorumluluğu da yalnızca bireysel değil, kamusaldır. Şanlıurfa Türkiye’de en çok çocuk nüfusuna sahip kentlerimizden biridir. Çocukların sulama kanalına düşerek yahut trafik kazalarında arabaların altında kalarak ölmesi artık sistematik bir hal almıştır.
Tam da bu nedenle Şanlıurfa’da daha etkili politikalara ihtiyaç vardır. Çocukların yaşam hakkını ihlal eden kentleşme engellenmeli, onları koruyan, yaşamlarını koruyan uygulamalar derhal hayata geçirilmelidir.
Türkiye’de çocuk koruma sistemi öncelikle Birleşmiş Millet Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ne (ÇHS) dayanarak işlemektedir. İç hukukta ise çocuk koruma sistemi dayağını öncelikle Anayasanın ilgili maddelerinden alır.
Çocuk Koruma Sistemi ile ilgili en temel iki kanun ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’dur. Bu maddelere göre çocukların yaşam hakkını korumak, devletin asli görevidir. Trafik güvenliği sağlanmadan, sulama kanalları açık ve korumasız bırakılarak çocukların hayatı tehlikeye atılamaz.
Çocuk Haklarına Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne göre, Türkiye Cumhuriyeti devleti, çocukların yaşam hakkını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, sadece ölüm sonrası soruşturma açmakla değil, önleyici tedbirleri hayata geçirmekle yerine getirilir.
Buradan yetkililere açık çağrımdır:
·Trafik kazalarının yoğun yaşandığı bölgelerde hız sınırlamaları, denetimler ve çocuklara yönelik güvenli geçiş alanları acilen oluşturulmalıdır.
·Sulama kanalları çevresine koruyucu bariyerler yapılmalı, uyarı levhaları yerleştirilmeli ve çocukların erişimini engelleyecek önlemler alınmalıdır.
·Yerel yönetimler, valilik ve ilgili bakanlıklar, çocukların yaşam hakkını korumak için koordineli ve etkin bir şekilde çalışmalıdır.
Çocuklarımızı yaşatmak, sadece insani bir görev değil, anayasal bir yükümlülüktür. Her çocuğun güvenli bir çevrede yaşama hakkı vardır. Bu hak, ihmale kurban edilemez.”