‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde’ seçimlerin denetleyici üstünlüğü esastır

Öncelikle Demokratik Cumhuriyetin sahibinin aziz milletimiz olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Emin Önen, “TBMM’de kabul edilen ve halk oylamasına sunulan Anaya değişikliği, hükümet kuramama sorununu ortadan kaldıracak, yönetimde istikrar sağlayacaktır. Üniter yapımız, bizim için her zaman kırmızı çizgidir. Bu sistemde hesap sorulamayan ve hesap verebilir olmayan hiçbir yetkili söz konusu değildir. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı güçlendiriliyor. Sıkıyönetim kalkıyor, OHAL yeniden düzenleniyor. Yasama ve yürütmenin birlikte seçimi, devlet yönetimine denge ve uzlaşma getiriyor. ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde’ seçimlerin denetleyici üstünlüğü esastır. Bu sistemde tüm işlemlere karşı yargı yolu denetimi açık hale getirilmiştir” dedi.

Mevcut sistemde Cumhurbaşkanı vesayet aracı olarak kullanılabiliyor

Mevcut Anayasanın 8. Ve 104. Maddelerinde, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Emin Önen, “1982 Anayasamız, hükümet modeli olarak parlamenter modeli öngörmesine rağmen, bu modelle bağdaşmayacak derecede Cumhurbaşkanına geniş görev ve yetkiler vermiş, Cumhurbaşkanını yürütme erki içinde görevli ve yetkili kılmıştır. Buna karşın 105. Madde ile de, Cumhurbaşkanının sorumsuz olduğunu öngörmüştür. Oysa parlamenter sistemde Cumhurbaşkanlığı, ülkenin ve milletin bütünlüğünü temsil eden sembolik ve temsili yetkilerin dışında bir yetkiye sahip olmayan sorumsuz bir makamdır. İç ve dış siyasetin temel belirleyicisi, parlamentoya karşı sorumlu olan hükümet ve onun başındaki Başbakandır. 1982 Anayasasını yapan askeri idare, Cumhurbaşkanlığı makamını güçlü yetkilerle donatarak, parlamenter Hükümet Sisteminden bilinçli olarak sapmıştır. 1982 Anayasasının 8.maddesine göre yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından kullanılır. Anayasanın ‘Yürütme’ bölümünde ‘Cumhurbaşkanı’ ve ‘Bakanlar Kurulu’na ait yetkiler ayrı ayrı sayılarak iki başlı bir yürütme öngörülmüştür. Askeri yönetimin zihnindeki Devlet Başkanlığı makamı, parlamenter sistemde olması gereken sembolik konumun çok ötesinde, seçilmiş devlet organları üzerinde güçlü bir vesayet rolü oynayacak, partiler üstü bir makamdır. Bu makamın da gelecekte, siyaset kökenli bir şahıs tarafından değil, tercihen eski bir asker veya onların onayına sahip bir sivil tarafından doldurulacağı hesaplanmıştır. Bu kurgunun temelindeki mantık, Cumhurbaşkanı seçimine müdahale edebilmek, gerekmesi halinde Cumhurbaşkanını vesayet aracı olarak kullanabilmektir” diye konuştu.

Vatandaş huzur ve refaha kavuşacak

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Önen, 2007 referandumunda milletin iradesini ortaya koyduğunu, oyunu bozduğunu belirterek şöyle dedi;

“Parlamenter hükümet modelinde Devlet Başkanı, parlamento tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının doğrudan millet tarafından seçilmesi parlamenter hükümet modeliyle bağdaşmaz. Evrilen bu noktadan geriye dönüş olamaz, ilerleme bu noktada olmalıdır. Anayasa değişikliği ile bu arıza giderilmekte, hükümet modeli olarak ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ getirilmektedir. İşte 16 Nisan günü TBMM’de kabul edilen Anayasa değişikliği halkımız tarafından da EVET oyu verilerek yasalaşması netleşecektir. Sonrasında mevcut sistemin aksine hem 2 başlılık ortadan kalkacak, hem sorumsuz değil sorumlu bir Cumhurbaşkanı ülkeyi idare edecek. Dolayısıyla siyasi ve ekonomik istikrar devam edecek. Kalkınmamız sürecek. Vatandaş huzur ve refaha kavuşacaktır.”

Vatandaşlarımız Cumhurbaşkanımızın yanında

Bingöllüler ve Said-i Nursi Camii cemaati vatandaşlarımız da, ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek, herşeye rağmen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olduklarını belirterek, ülkemizdeki istikrarın devamı, her açıdan gelişmesi, milletimizin hatta İslam aleminin huzur ve refahı için 16 Nisan günü toplu olarak EVET oyu kullanacaklarını belirttiler.