Tarihi bir değerin yıkımını izliyoruz. Üstelik bu yıkım, gizli saklı değil. Hepimizin gözleri önünde gerçekleşiyor. Sadece halk değil, yetkililer de görüyor bu çöküşü. Ama kimse harekete geçmiyor.

Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere, yerel yönetimler, valilik, koruma kurulları ve ilgili tüm kurumlar bu konuda sınıfta kalmıştır. Her biri sorumluluğu birbirine atarken, Germuş Kilisesi’nden bir taş daha düşüyor. Her düşen taş, bu toprakların hafızasından silinen bir kelime demek.

Bu sadece bir taş yapı değil. Bu, çokkültürlü geçmişimizin simgelerinden biri. İnançların, halkların ve tarihlerin yan yana yaşadığı Urfa’nın bir aynası.

Bugün Germuş’u koruyamazsak, yarın Balıklıgöl’ü, Urfa Kalesi’ni, Harran’ı da sadece resimlerde hatırlarız. Tarihi korumak, sadece geçmişe değil; geleceğe de sahip çıkmaktır.

Yetkililere açık çağrımızdır:
Germuş’u daha fazla çürümeye bırakmayın!
Koruma altına alın, restore edin, yaşatın!

Unutmayın, bu topraklarda sessizce yok olan her tarihi yapı, aslında bizim de geleceğimizden çalınan bir parçadır. yaşar aras