Mevlid-i Nebi ile şereflenen yeryüzü, ne daha önce, ne de daha sonra böylesine büyük bir mucize ve sevinci yaşamadığı/yaşayamayacağı bilinciyle lisan-ı hal ile saygısını arz ederken, küfrün karanlığında can çekişen insanlık, tanıklık ettiği nur ile asr-ı saadete evriliyordu.
Sevgi, saygı, adalet, merhamet, sabır ve metanet sembolü rahmet elçisi, bütün sorunlara karşı göstermiş olduğu feraset ile kulluk dersi verirken, hiçbir dünya menfaati karşısında eğilmeyen dik duruşu ile de müslümanın sahip olması gereken vakarlı duruşa vurgu yapıyordu.
Dünyada artan kan ve gözyaşının tahammül sınırlarını çoktan aştığı bir dönemde, âlemler efendisinin rehberliği ve telkinlerine olan muhtaçlığımız, toplumsal hayatımızı aydınlatan insanlık ve merhametine olan hasretimiz daha güçlü bir şekilde kendini hissettirmekte.
İslamiyet ve terörü birlikte anarak islamofobinin geniş bir alanda dolaşımı için zemin yaratmaya kalkanlar bilmelidir ki, İslamiyet sevgi ve barış dinidir. İslamiyeti bir korku nesnesi olarak pazarlamaya kalkanlar, kalpleri Kur-an’ı Kerim’in nurundan mahrum, âlemler efendisinin rehberliğinden bigâne kifayetsizlerdir.
Bu duygu ve düşüncelerle başta Şanlıurfa’lı hemşehrilerim ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları başta olmak üzere, tüm İslam aleminin mübarek Mevlid gecesini tebrik ediyor, bu mukaddes gecenin tüm insanlığa barış ve huzurun vesilesi olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

