Tarzın ve tutkunun markası Alfa Romeo, iki önemli dönüm noktasını aynı anda kutladı: Biscione amblemini taşıyan markanın 116'ncı yılı ve Arese'deki Alfa Romeo Müzesi'nin 50'nci yılı. Bu iki anlamlı yıl dönümü, markanın görkemli geçmişi ile çağdaş vizyonu arasındaki kesintisiz bağı bir kez daha ortaya koydu. Etkinlikte, Alfa Romeo'nun DNA'sını modern bir yorumla geleceğe taşıyan en yeni özel modelleri olan 33 Stradale ve Giulia Quadrifoglio Luna Rossa da sergilendi. Alfa Romeo Luna Rossa motorhome'u, Scuderia del Portello, İtalyan Alfa Romeo Sicili (RIAR) ve Scuderia de Adamich iş birliğiyle faaliyet gösteren Alfa Romeo Driving Academy gibi birçok paydaş, etkinliği unutulmaz kıldı. Dünya genelindeki 300'den fazla resmî kulübüyle Alfa Romeo, bir "love brand" olma özelliğini ve sınır tanımayan tutkulu topluluğuyla olan güçlü bağını bir kez daha ortaya koydu.

Benzersiz sürüş deneyimi ve sportifliği bir arada sunan Alfa Romeo, köklü geçmişine sığdırdığı efsane modelleri ile sektörün geleceğine ilham olmaya devam ediyor. Bu kapsamda Arese'de yer alan Alfa Romeo Müzesi, 50'nci kuruluş yılını kutladı. Duyguların, gururun ve aidiyet hissinin ön plana çıktığı özel kutlamada farklı nesillerden, kültürlerden ve ülkelerden gelen binlerce kişi, Biscione markasına duydukları ortak tutkuyla bir araya geldi. Bu özel gün, aynı hikâyeyi farklı açılardan anlatan iki sembolik yıl dönümüne ev sahipliği yaptı: 1910 yılında Milano'da kurulan ve bugün küresel bir otomotiv ikonu hâline gelen Alfa Romeo'nun 116'ncı yılı ile markanın hafızasını, değerlerini, ikonik modellerini ve motor sporları mirasını koruyan Alfa Romeo Müzesi'nin 50'nci yılı.

 

Etkinliğin yıldızı sadece 33 adet üretilen Alfa Romeo 33 Stradale!

Geçmiş ve günümüzden yüzlerce Alfa Romeo modeli ile dünyanın dört bir yanından gelen binlerce tutkunun katıldığı etkinlik unutulmaz anlara sahne oldu. Dünya genelindeki 300 resmî Alfa Romeo kulübünün üyeleri de kutlamalarda yer aldı. İtalyan marka ile hayranları arasındaki ilişki, otomotiv dünyasında her zaman benzersiz bir konuma sahip oldu. Bu güçlü ve samimi bağ, Alfa Romeo'nun bugün küresel ölçekte büyük bir tutku topluluğuna sahip olmasını sağlarken, markanın bir "love brand" olarak konumunu daha da güçlendirdi.

Etkinliğin yıldızları arasında, BOTTEGAFUORISERIE programı kapsamında geliştirilen yeni Alfa Romeo 33 Stradale ile Giulia Quadrifoglio Luna Rossa yer aldı. Sadece 33 adet üretilen 33 Stradale, markanın köklü mirasını gelecekle buluşturan eşsiz iki koltuklu coupé olarak dikkat çekiyor. Model, en yüksek kalite standartları ve detaylara gösterilen olağanüstü özenle, tamamen özel bir el işçiliği süreciyle üretiliyor.

Yanında sergilenen Giulia Quadrifoglio Luna Rossa ise yalnızca 10 adet üretildi ve tüm otomobiller daha şimdiden sahiplerini buldu. Model, Alfa Romeo ile Luna Rossa arasındaki iş birliğinin ilk ürünü olarak öne çıkıyor. İki prestijli İtalyan markası, 2027 yılında Napoli Körfezi'nde düzenlenecek Louis Vuitton 38. America's Cup yarışlarında birlikte mücadele edecek.

Scuderia del Portello tarafından getirilen yarış otomobilleri de büyük ilgi gördü. Statik olarak sergilenen Formula 1 Alfa Romeo 183T, dinamik sürüş gösterilerine katılan GTAM ve tutkunların oluşturduğu flashmob etkinliğinde yer alan Giulietta Spider "Sebring", ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.

İtalyan Alfa Romeo Sicili (RIAR) ise açık hava sürüş keyfini simgeleyen üç farklı Spider modeliyle etkinlikte yer aldı. Scuderia de Adamich tarafından desteklenen Alfa Romeo Driving Academy ise özel tasarımlı bir Giulia Quadrifoglio ile müze koleksiyonunun en sevilen modellerinden biri olan Alfa Romeo 75 3.0 V6'yı sergiledi. Bu iki model bir araya geldiğinde, Alfa Romeo'nun sportif karakterini ve yüksek performans tutkusunu simgeleyen güçlü bir bütün oluşturdu. Markanın sürüş deneyimine kattığı heyecan ve duygusal bağ da bu şekilde ziyaretçilere aktarıldı.

Etkinliğin en dikkat çekici unsurlarından biri ise Luna Rossa motorhome'unun sergilenmesiydi. Sardinya'da gerçekleştirilen Preliminary Regatta'nın ardından ilk kez kamuoyu önüne çıkan araç, geçit töreninde 33 Stradale ve Giulia Quadrifoglio Luna Rossa ile birlikte yer aldı. Ayrıca Luna Rossa Pazarlama Direktörü Vittorio Ferro'nun katılımıyla gerçekleştirilen "Cagliari'deki Luna Rossa Üssünde Bir Gün" başlıklı özel söyleşi de yoğun ilgi gördü.

 

Her yıl 100 bin ziyaretçi ağırlıyor!

Etkinlik kapsamında müze içerisinde açılan pop-up mağazada ziyaretçiler, güncel Alfa Romeo model gamını inceleme ve marka temsilcilerinden bilgi alma imkânı buldu. Bu alan, müzenin sergi salonlarında korunan zengin miras ile günümüz Alfa Romeo modelleri arasındaki güçlü bağı somut biçimde ortaya koydu. Marka, sportiflik ve estetik değerlerinden ödün vermeden gelişimini sürdürmeye devam ediyor.

2015 yılında kapsamlı bir yenileme çalışmasının ardından yeniden ziyaretçilere açılan Alfa Romeo Müzesi, markanın hafızasının kalbi olarak kabul ediliyor ve Avrupa'nın en önemli otomotiv müzeleri arasında yer alıyor. Her yıl 120 farklı ülkeden 100 binden fazla ziyaretçiyi ağırlayan müze; "Timeline", "Beauty" ve "Speed" olmak üzere üç tematik bölümden oluşuyor.

Sergide, ilk A.L.F.A. 24 HP modelinden Juan Manuel Fangio tarafından kullanılan Formula 1 araçlarına, efsanevi Mille Miglia yarışlarından Autodelta dönemine kadar Alfa Romeo tarihine yön veren 70 özel model yer alıyor. Müzede ayrıca markanın havacılık faaliyetlerine, İtalyan Carabinieri teşkilatıyla olan tarihî iş birliğine ve 2020 yılında açılan özel Koleksiyon Alanı'na da yer veriliyor.

Bu bölümde sergilenmeyen 200'den fazla araç ile motorlar, prototipler, kupalar, maketler ve arşiv materyalleri korunuyor. Müze bünyesinde faaliyet gösteren Dokümantasyon Merkezi ise 6 kilometreyi aşan arşiv kapasitesiyle her yıl yaklaşık 10 bin araştırma talebine yanıt veriyor.

 

Alfa Romeo hakkında

1910 yılında Milano'da doğan Alfa Romeo, tutku, zarafet ve sportif performansın simgesi olarak otomotiv dünyasında eşsiz bir mirasa sahiptir. "Anonima Lombarda Fabbrica Automobili" adıyla başlayan bu yolculuk, kısa sürede İtalyan mühendisliğinin inceliklerini yansıtan ikonik tasarımlar ve yarışlardaki zaferlerle taçlandı.

1920'li yıllardan itibaren Grand Prix yarışlarında elde ettiği başarılar, 1950 yılında Formula 1'in ilk dünya şampiyonluğunu kazanan Giuseppe Farina'nın Alfa Romeo direksiyonunda olmasıyla taçlanmıştır. Enzo Ferrari'nin de yarış pilotu ve takım yöneticisi olarak ilk adımlarını attığı Alfa Romeo, sadece bir otomobil üreticisi değil, aynı zamanda bir yarış efsanesidir.

Alfa Romeo, yıllar içinde Giulietta, Giulia, Spider, Stelvio, Junior ve Tonale gibi hem mühendislik hem de tasarım anlamında dönüm noktası sayılabilecek modellerle sadece bir ulaşım aracı değil, sürüşü bir deneyime dönüştüren otomobiller üretmeye devam etmiştir.

Markanın DNA'sında yer alan "la meccanica delle emozioni" (duyguların mühendisliği) felsefesi, her modelde hissedilen benzersiz bir sürüş tutkusu olarak öne çıkar.

 

 

 

 

Hibya Haber Ajansı