Başbakan Yardımcısı  Yıldırım Tuğrul Türkeş,  Ankara'daki terör saldırısına ilişkin, "İstihbaratın, güvenlik güçlerinin ihmali var mıdır? Çok yönlü bunlar araştırılıyor, araştırılacak. Bulunduğu takdirde eksiği, yanlışı olan, daha önceki olaylarda olduğu gibi kimsenin de gözünün yaşına bakmayız, gereğini yaparız" dedi.

 

"TEŞİKİLATLARA VAKİT AYIRAMADIK"

 

Türkeş,  Neşet Ertaş Sanat ve Gösteri Merkezi'nde düzenlenen,  AK Parti  Keçiören İlçe Başkanlığı İlçe Danışma Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada, 1 Kasım seçimlerinden sonra hükümetin kurulduğunu ve  Türkiye'nin dertlerinin problemleri olduğunu için teşkilatlara vakit ayıramadıklarını söyledi.

 

Türkeş,  Türkiye'nin jeopolitik konumu nedeniyle birçok güzelliğin yanı sıra bir çok derdi de bulunduğuna dikkati çekerek, ülkenin jeopolitik konumu farklı olsaydı bu kadar sıkıntının yaşanmayacağını vurguladı.

 

"EN TEHLİKELİ SİLAH CANINI ORTAYA KOYAN İNSANDIR"

 

Türkiye'de yaşanan sıkıntıların başında terör olaylarının geldiğine işaret eden Türkeş, saldırıda hayatını kaybedenleri rahmetle, minnetle andıklarını belirterek, yaralılara geçmiş olsun dileğinde bulundu.

 

Ankara'daki saldırının korkunç bir şey olduğunu vurgulayan Türkeş, "Bunun önlemi alınmaz mıydı? Muhalefet bize şimdi saldırıyor. Hükümete karşı, bize karşı acımasız saldırılar geliyor. Dünya'da her çeşit silah var ama dünyadaki en tehlikeli silah herhangi bir konuya, doğru veya yanlış, doğru demiyorum ama inanıp kendi canını ortaya koyan insandır, bundan daha tehlikeli silah yok" diye konuştu.

 

"EKSİĞİ, YANLIŞI OLANIN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAYIZ"

 

Ankara'daki terör saldırısını gerçekleştiren kişinin 2014 yılında  Suriye'den geldiğini, herhangi bir sabıkası olmadığını, diğer mültecilerde olduğu gibi parmak izinin ve diğer bilgilerinin alındığını aktaran Türkeş, şöyle konuştu:

 

"Herhangi bir sabıkası bulunan bir genç  Türkiye'ye geldiğinde diğer milyonlarca gelen gibi bunu da almak zorundasınız. Bunun tedbiri alınamaz mıydı? Adam demiyor ki '1,5 yıl sonra ben patlarım, ben kendim patlarken sizin de canlarınıza mal olurum' demiyor maalesef. Herhangi bir sabıkası yok, bu 1,5 yıl içinde de herhangi bir suça karışmamış. Ondan sonrada maalesef bu elim olaya sebep veriyor. Bunda istihbaratın, güvenlik güçlerinin ihmali var mıdır? Çok yönlü bunlar araştırılıyor, araştırılacak. Bulunduğu takdirde eksiği, yanlışı olan daha önceki olaylarda olduğu gibi kimsenin de gözünün yaşına bakmayız, gereğini yaparız."

 

"HUDUT İLLERİMİZDE DUVAR YAPIMI SÜRÜYOR"

 

Türkiye'nin Güneydoğusundaki ülkelerde devlet hakimiyeti olmadığını belirten Türkeş, "Güvenlik güçlerimiz 'bunun bir kısmı için duvar koyalım' dedi. Kontrolsüz geçişleri, belki kaçakçılığı, şunu, bunu önleyecektir, o bakımdan  Kilis'te,  Gaziantep'te,  Urfa'da, hudut illerimiz de duvar yapımı yani hududun çoğu denetlenemeyen kısımlarında bir duvar çalışması da sürüyor" ifadesini kullandı.

 

"BÜYÜK BİR PERFORMANS GÖSTERİYORLAR"

 

Mecliste parti gibi görünen bir terör örgütünün siyasi uzantısının bulunduğunu belirten Türkeş, "Orada çalışmaları engellemek, aksatmak için ve terörle yapılan mücadeleyi saptırmak için büyük bir performans gösteriyorlar. Meclis normal çalışmalarını yapmak yerine bunların grup önerileri ve grup önerileri adı altında ortaya attıkları yalan ve iftiraya cevap vermekle vakit geçiriyor. Bu  Türkiye'nin içindeki terörle mücadele kararlığı ve azmi karşısında saldırılardır" dedi.

 

Dün akşam, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve İçişleri Bakanı Efkan Ala'yla ilgili gensoru önergesi verildiğini hatırlatan Türkeş, gensoru önergelerinin ret edildiğini anımsattı.

 

"BUNU DA DİNLEYELİM DİYE BİR SÜRECE GİRİLMİŞ"

 

Başbakan Yardımcısı Türkeş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

"Türkiye'de  AK Parti iktidarı, 'barışı belki elde ederim' diye, ' Türkiye'deki olan olaylara bir farklı açıdan yaklaşırsak belki bu sıkıntılara bir çare buluruz' diye bir müzakere, herkes ona ayrı bir isim veriyor ama teröristle, 'bunu da dinleyelim' diye bir sürece girmiş. Bu süre içerisinde de maalesef üzücü kısmı 2014 Belediye Seçiminin ardından bunlar ele geçirdikleri yerleri, devletin imkanlarıyla, oradaki vatandaşların verdikleri vergiler ile belediyelere ödedikleri paralarla oraları savaş alanı haline getirmişler. Şehir içinde ülkenin müesses nizamına karşı, silahlı kuvvetlerine, kolluk kuvvetlerine karşı mücadele etmek, direnmek için bir alt yapı oluşturmuşlar."