Batman cephesine takimina Şanliurfaspor'a verilen saha kapatma cezasının onlar için “ilaç gibi geldiğini” söylemek yanlış olmaz. Seyircisiz oynanan maçın atmosferi, Urfaspor’un baskı kurmasını zorlaştırdığı gibi oyunun temposunu da düşürdü.

Maçın ilk yarısında Şanlıurfasporlu oyuncuların üstünde belirgin bir gerginlik vardı. Son haftalarda yaşanan tartışmaların ve üzerlerinde biriken baskının oyunlarına yansıdığı açıktı. Böyle anlarda bazen saha içinden ziyade saha dışı destek gerekir; bir psikolojik hazırlık, mental yenilenme… Bu eksikliğin takımın performansına etki ettiğini söylemek mümkün.

İkinci yarıda nispeten toparlanan bir Şanlıurfaspor vardı sahada. Ancak futbol bazen sadece oyunla değil, şansla da ilgilidir. Top direğin içinden dönüyorsa, rakibin şutu iki oyuncunun arasından ağlarla buluşuyorsa, o gün bazı şeylerin ters gittiğini anlarsınız. Üstüne bir de karambolde penaltı beklentilerinin boşa çıkması eklenince takım kontrolsüz bir baskıya yöneldi ve bu da hataları beraberinde getirdi. Sonuç: 0–2.

Ve gelelim en çok tartışılan konuya…
Affedilen Güney'in ilk maçta doğrudan ilk 11’de başlaması soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Böyle kararlar elbette teknik heyetin tercihi olsa da, taraftarın bu konuya dair kafasının karışması oldukça doğal. Kadro bütünlüğü, form grafiği ve takım içi dengeler böyle süreçlerde daha da önem kazanıyor.

Sonuç olarak Şanlıurfaspor adına kaybedilen sadece üç puan değil; liderlik fırsatı, özgüven ve oyun karakteri de zedelenmiş durumda. Önümüzdeki haftalarda hem sahada hem saha dışında daha sağlam adımların atılması şart. Zirve yarışı hâlâ devam ediyor, fakat ibrenin yeniden yukarı dönmesi için hem oyunun hem de zihinsel durumun toparlanması gerekiyor.