Ancak bu galibiyetin ardından sorulması gereken önemli sorular var: Neden 80 dakika boyunca bu kadar dağınık ve temposuz bir oyun? Neden bir gol yemeden reaksiyon veremeyen bir yapı? Bu türden "uyanışlar", her maçta işe yaramayabilir. Futbol bu; bazen cevap vermek için dakikalar değil, saniyeler bile yetmeyebilir.

Geçtiğimiz hafta Erbaaspor karşısında uzatma dakikalarında kaybedilen 2 puan hâlâ hafızalarda. Bugün galip gelinmiş olabilir, ama aynı senaryonun tersinin yaşanması da an meselesi. Bu açıdan bakıldığında, Şanlıurfaspor’un bir an önce “seçici konsantrasyon” hastalığından kurtulması gerekiyor. Maç ayırt etmeyen, her rakibe aynı ciddiyetle yaklaşan bir takım olmak şart.

Kadromuzda oyunun kaderini değiştirebilecek isimler var. Mücadele ruhumuz, kaybetmeye tahammül etmeyen karakterimiz sahada kendini belli ediyor. Ama bu ruhu 90 dakikaya yaymak zorundayız. Yoksa bir gün uyanmak için çok geç olabilir.

Bu galibiyet, elbette önemli. Takımı ve teknik heyeti kutluyorum. Ancak bu maç, aynı zamanda bir uyarı sinyali. Daha istikrarlı, daha diri ve her an oyunun içinde olan bir Şanlıurfaspor izlemek dileğiyle…